|
KÖYDEN AYRILIŞ
Beklenen gün geldi. Hazırlıklar tamamlandı. Yarın yola çıkacağız. Düzce#8217;ye doğru. Ankara#8217;ya kadar ağabeyim yolcu edecek.
O gece hava ılık, gökte dolunay bütün güzelliğiyle parlıyor. Yanımda Ali var. Kiçik#8217;in Ali... Ali ile kendimizi dışarı atıyoruz. Ali#8217;nin sesi güzeldir. Ben istediğim için bütün türküleri söylüyor, gezerken. Özellikle günün moda şarkısı? Yaseminler dile geldi#8221; yi tekrar tekrar okuyor. #8220;Gidip, gelmemek, gelip görmemek var#8221; diyerek bütün pınarları dolaşıp birer avuç su içiyoruz. Dede pınarı, özdeki Eşme, Arık Pınarı, Asbap esvap Pınarı, Seydi Pınarı, Abua gilin Pınar. Hiçbirinin gönlü kalmasın. Hepsiyle vedalaşıyoruz.
Ertesi gün köyden nasıl çıktık ağabeyimle? Kimlerle vedalaştık. Hiç mi kimse uğurlamadı? Arkamız kalemiz, maddi, daha çok ta her zaman manevi desteğimiz, komşu köyde evli olan ablam, geldi mi beni uğurlamaya? İşlerin civcivli olduğu günler. Kimse ölüsüne bile ağlayamıyor. Peşimden ağlayanım oldu mu? Küçük kardeşim Adil ile kucaklaştım mı? O günün Çorum#8217;a kadar bölümü silinmiş belleğimden. Kendimizi bir anda Çorum#8217;da bulduk.
Beşerden on liraya iki Ankara bileti aldık. Uzun burunlu otobüsün saati gelince yola koyulduk. Biraz gidince midem bulanmaya başladı. Ha kustum ha kusacağım. Çıkarmamak için kendimi sıkıyorum. Sızmışım...
Gözümü açtım ki durakta bir yığın adam. İçlerinde resmi şapkalı birisi iz bırakmış belleğimde. Çığırtkan mı, tellal mı ne imiş. Seyyar piyangocu gibi bir şey... Kan ter içinde uyanmışım. Birden elime külah gibi bir şey tutuşturuyor ağabeyim ve #8220;Yala#8221; diyor. Yalıyorum. Tatlı ve buz gibi bir şey. Çok hoşuma gidiyor. Adını soruyorum: #8220;dondurma#8221; diyor. Uyandığımda zehir gibi olan ağzıma dondurma çok iyi gelmişti. Böylece dondurmayla ilk defa Sungurlu#8217;da tanışmış oldum.
Dondurmayı çok beğendim. Pahalı mı acaba?
Akşam Ankara#8217;dayız. #8220;Ankara Ankara güzel Ankara!#8221; Güzelliğini göremedim ki, midem bulanıyor, yorgunum. Ankara#8217;yı gezecek hal mi var bende. Yanımda ağabeyim var. Benden dört yaş büyük olan ağabeyim, bakalım tanıyor mu yeteri kadar Ankara#8217;yı. Hem tanısa bile ondan bundan borç alarak denkleştirdiğimiz harçlığımızı saçıp savurmanın sırası mı?..
O zaman Ankara#8217;nın terminali Akköprü#8217;deydi. İstanbul#8217;a giden Erciyes otobüslerinden bir bilet aldık. Düzce#8217;ye kadar. Sabah altı da hareket edecek otobüsümüzün hareket saatini beklemeye başladık.
Alabildiğine yorgun ve moralsiz olmamıza rağmen ikimizin de uykumuz gelmiyordu. Zaten sabahçı kahvelerinde adamı uyutmazlar ki, saatte bir garson başınızda. Uyuyanları zorla uyandırıp önüne sürer kurum gibi çayları. İster iç, ister dök. O senin bileceğin iş. Kahveci alacağı parayı bilir.

Fikralar hikayenin Okunma Sayisi: 308 - Fikra hikayenin Aldığı Oy : 0 // Hikaye Fikra Gönderen : Hikayeye - Fikraya Oy Ver :
|